16 Mayıs 2014 Cuma

YEMEKLER HAKKINDA

Yemekler Vücudun yapısında lüzumlu olan ve iş görmesi için gerekli enerjiyi sağlayan pişmiş veya çiğ gıda maddeleri.

Yemek yemek ve pişirmek insan ve ilk peygamber hazret-i adem zamanından beri vardır. Hazret-i adem'e Allahü teala tarafından on sahife gönderildi. Bu sahifelerde iman edilecek hususlar, çeşitli dillerde lügatlar, gusul abdesti almak, oruç tutmak, leş, kan, domuz eti yememek, tıp ilaçları, hesap gibi şeyler bildirilmişti. İlk insanlar, bazı tarihçilerin zannettiği gibi ilimsiz, fensiz, görgüsüz, çıplak ve vahşi kimseler değildi. Bugün Asya, Afrika çöllerinde ve Amerika ormanlarında tunç devrindekilere benziyen bazı ilkel görüşlere sahip bilgisiz, yaşayışları basit insanlar vardır. Bundan dolayı ne bugünkü, ne de ilk insanların hepsi için bilgisiz, yemek pişirmeyi bilmeyen denilemez. Hazret-i adem ve ona inananlar şehirlerde yaşarlardı. Okuma-yazma bilirlerdi. Demircilik, dokumacılık, çiftçilik, ekin ekmek, ekmek yapmak, yemek pişirmek gibi sanat ve aletleri vardı. Altın üzerine para dahi basılmış, maden ocakları işletip, çeşitli aletler yapılmıştı. Daha sonra insanlar sanat ve teknikte ilerledikleri gibi, yavaş yavaş değişik yemek pişirme geleneği de kendini gösterdi. Her milletin kendilerine has pişirme, servis yapma, sofra düzeni kurma vs. gibi durumlar ortaya çıktı. Eski Mısırlılarda, Romalılarda ve Türklerde bu gibi değişiklikleri görmek mümkündür.

Türklerin İslam dinini kabul etmeleri neticesinde yemek çeşitlerinde de önemli değişiklikler oldu. İslam dininin yenmesinde ve içmesinde mahzur görmediği yemekler, etler yenmeye başlandı. Yemekler, vücudun ihtiyacı olan madensel tuzları ve vitaminleri de sağlarlar. Madensel tuzlar vücuda enerji vermezler. Fakat bunlar vücuda bir yapı taşı gibi gereklidir. Vücut iskeletini meydana getiren kemiklerin gelişmesi, dişlerin sağlam ve uzun ömürlü olması madensel tuzların varlığına bağlıdır. Madensel tuzlar, organizmadaki sıvıların osmotik basıncı ile asit alkali reaksiyonunu ve oksijen taşınması gibi çok önemli fizyolojik olayları düzenlerler. Madensel tuzlar; dışkı, ter ve idrarla vücuttan dışarı atılarak tekrar yemeklerle geri alınırlar.

Yemeklerle; demir, kükürt, bakır, fosfor, kalsiyum, klor, potasyum, magnezyum ve sodyum tuzları da alınır. Bunun için yemekler pişirilirken suyu ve diğer malzemeleri iyi ayarlanmalıdır. Çünkü madensel tuzlar ve maddeler pişirme sırasında suya geçer. Pişmiş yemeğin suyu çok geldi diye atılırsa, insan için faydalı olan tuzlar da atılmış olur.

Dünya mutfaklarınca tanınan zengin Türk yemekleri Anadolu'da özellikle Osmanlılar zamanında ortaya çıkmıştır. Bugün bile hala Osmanlı mutfağı ve içinde pişirilen yemekler diğer dünya milletleri tarafından benimsenerek zevkle yenmektedir.

Yemek pişirmek bilgi işi olduğu kadar zevk işidir. Vücudumuz için faydalı besin maddelerini yalnız sindirilmesi kolay hale gelecek duruma getirmek değil, aynı zamanda zevkle, iştahla yenebilecek şekilde hazırlamak lazımdır. Açlığı karşılamak için yemek yenirse vücut gerektiği gibi beslenemez. Günlük yemeklerde besinlerin uygunluğuna ve yeterliliğine, sağlığa uygun olup olmadığına, verdiği enerji miktarlarına çok dikkat etmek gereklidir.

İnsan vücudu için lazım olan karbonhidrat, protein ve yağlar orantılı bir şekilde alınmalıdır. Sağlıklı bir hayat için günde ortalama 100 gram protein alınması gereklidir. Dokuların yeniden canlılık kazanması ve tamir edilmesi, yeni hücrelerin teşekkülü için proteine ihtiyaç vardır. Enerjinin temin edilmesi için de yağ ve karbonhidratlar dengeli alınmalıdır. Vitamin ihtiyacı, salata ve meyvelerle de desteklenmelidir.

Besinler insan vücuduna yararlı olması için pişirilir ve yemek haline getirilir. Pişirmenin gayesi besinlerde bulunan faydalı maddalerin kolayca emilmesini sağlamaktır. Hastalık yapacak mikrop ve parazitler varsa onları yok etmektir.

Yemek pişirmek, sofra düzenlemek, pişen yemekleri ağız tadıyla yedirmek, ev hanımları için ayrı bir sanat ve zevk işidir. Bunun için bir ev hanımından beklenen sadece aşçıbaşılık değil, dengeli beslenmeyi sağlayıcı iştah açıcı yemekler pişirip, gönül açıcı ve zevk verici bir sofra kurabilmektir.